Menşe Şahadetnamesi ve A.TR Belgelerinde Sonradan Kontrol: Yabancı Ülke Makamının Tebliğ Hükümlerindeki Süreler İçinde Cevap Vermemesinin İthalatçı Açısından Sonuçları

Gümrük Hukuku · Menşe ve Dolaşım Belgeleri

İthalatta tercihli vergi uygulamasından yararlanmak için beyanname ekinde ibraz edilen A.TR dolaşım belgesi, menşe ispat belgesi veya menşe şahadetnamesi, gümrük idaresince sonradan kontrole tabi tutulabilmektedir.. Bu kontrolde idare, belgenin gerçekliğini ve eşyanın menşeine ilişkin bilgilerin doğruluğunu belgeyi düzenleyen ülkenin yetkili makamına sormaktadır. Yazışma idare ile yabancı makam arasında yürütülmekle; ithalatçının sürece müdahale etme ya da yabancı makamı cevap vermeye zorlama imkânı bulunmamaktadır. Uygulamada tartışma yaratan durum, yabancı makamın öngörülen süre içinde hiç cevap vermemesidir.

Mevzuat Çerçevesi
Konu, Ticaret Bakanlığı'nın Gümrük Genel Tebliği (Uluslararası Anlaşmalar) (Seri No: 10) ile düzenlenmiştir. Tebliğ'in 14. maddesinin ikinci fıkrasına göre, Tebliğ'in Ek-1'de belirlenen sonradan kontrol süreleri sona erdiği hâlde cevap alınamayan taleplerde, teminat alınmışsa idare tarafından bu teminat Hazineye irat kaydedilmekte; teminat alınmamışsa 4458 sayılı Gümrük Kanunu'ndaki zamanaşımı hükümleri gözetilerek fark vergiler tahakkuk ettirilmektedir. Tebliğ hükümlerinde her iki ihtimalde de herhangi bir cezai müeyyide uygulanmaması gerektiği düzenlenmiştir. Tebliğ'in Ek-1'e göre AB ülkeleri için A.TR dolaşım belgesinde sonradan kontrol süresi 10 aydır ve ilave süre öngörülmemiştir. Menşe şahadetnamesinde de süre tüm ülkeler için 10 aydır.

Gümrük Kanunu'nun 18. maddesinin birinci fıkrasına göre tümüyle bir ülkede elde edilen veya üretilen eşya o ülke menşelidir. Menşe, eşyanın fiilen nerede elde edildiğine veya üretildiğine bağlı maddi bir olgudur; menşe şahadetnamesi ve dolaşım belgeleri bu olgunun ispat araçlarıdır. Belgenin sonradan teyit edilememesi, olgunun gerçekleşmediği anlamına gelmez. Yabancı makamın sessiz kalması belgenin geçersiz olduğuna ya da menşenin beyana aykırı olduğuna dair bir bilgi içermediğinden, tek başına olumsuz bir tespit sayılması idare ve vergi hukukunun temel prensiplerine de aykırı bir anlayıştır.

Elektronik düzenlenen belgeler bakımından T.C Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrapa Birliği Genel Müdürlüğü'nün E-16934678-724.01.01 sayı, Elektronik Olarak Düzenlenen Menşe ve Dolaşım Belgeleri konulu 25.12.2023 tarihli yazısında bu konuda idare açısından önem arz etmektedir. Bakanlığa göre belgelerin elektronik ortamda düzenlenmesi normal usulde düzenlenen belgeleri geçersiz kılmaz; doğrulama bağlantısı üzerinden çevrimiçi geçerliliği teyit edilen belgelerde ise yeşil menevişli baskı, ıslak imza ve mühür gibi manuel belgelere özgü biçimsel unsurlar aranmaz.
Belgenin geçerli ve doğrulanabilir olduğu bir durumda, eşyanın beyan edilen menşeden olmadığını ileri süren idarenin bu iddiayı somut verilerle ortaya koyması gerekir. İhracatçı veya üretici nezdinde araştırma yapılmaksızın ya da ithalatçı nezdinde inceleme yürütülmeksizin kurulan işlemler bu yönüyle hukuka aykırılık taşıyabilir. Ayrıca sonradan kontrol yazışmasının tarafı ithalatçı olmadığından, yabancı makamın gecikmesinin sonuçlarının ithalatçıya yüklenmesi hakkaniyetle bağdaşmamaktadır. Tebliğ, kanunun uygulanmasına yönelik düzenleyici bir işlemdir ve normlar hiyerarşisi gereği kanundaki menşe ve ispat esaslarının önüne geçmesi düşünülemez.

Danıştay Kararları
Danıştay 7. Dairesi, 28.05.2024 tarihli ve E.2024/221, K.2024/2743 sayılı kararında, eşyanın beyan edilen menşeden olmadığına ya da menşe şahadetnamesinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin idarece ileri sürülmüş bir iddia bulunmadığını, eşyanın menşeine yönelik yurt dışı araştırması, ithalat yapılan firma nezdinde sorgulama veya veri elde edilebilecek nitelikte bir inceleme yapılmadığını ve menşe aykırılığının somut olarak ispatlanmadığını belirtmiştir. Daire bu gerekçeyle ek tahakkuka ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulmamış, aksi yöndeki kararı isabetli görmemiştir.
Danıştay 7. Dairesinin 04.11.2021 tarihli ve E.2018/1302, K.2021/4432 sayılı kararında ise A.TR dolaşım belgesinin vize edildiği gümrük idaresinden doğruluğu ve gerçekliği teyit edilmemiş, eşyanın üreticisi, menşe kazanıp kazanmadığı ve menşeinin ne olduğu hakkında hiçbir inceleme ve somut tespit yapılmaksızın daha önceki genel değerlendirmelere dayanılmıştır. Danıştay bu gerekçeyle işlemin iptaline ilişkin vergi mahkemesi kararını onamıştır. İki kararın ortak yönü, idare tarafından eşyanın beyan edilen menşeden olmadığının eşya bazında ve somut olarak ortaya konulması gerektiğidir.

Sonuç
Tebliğ'in ikinci fıkrası idareye teminatı irat kaydetme veya fark vergi tahakkuk ettirme yetkisi vermekle birlikte, bu yetkinin kullanılması menşein doğru olmadığını kendiliğinden ortaya çıkarmaz. Sonuç uyuşmazlık özelinde değişebileceğinden, belgenin niteliği, ibraz edilen ek belgeler ve idarenin menşe konusunda bir araştırma yapıp yapmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. İthalatçılar bakımından elektronik belgelerin beyan aşamasında doğrulama bağlantısı üzerinden teyit edilmesi ve bu teyidin kayda alınması, menşeini destekleyen üretici, fatura ve taşıma belgelerinin saklanması, irat kaydı veya ek tahakkuk bildirimine karşı itiraz ve dava sürelerinin kaçırılmaması önem taşımaktadır. Belirtilen şartların varlığı halinde idare tarafından, salt Tebliğ’de düzenlenen süreler içerisinde cevap alınamaması nedeniyle vergilerin hazine irat kayıt edilmesi veya tesis edilecek ek tahakkuk işlemi hukuka aykırı olacaktır.
İtiraz aşamasında yabancı makamdan gelecek olumlu cevabın Tebliğ'in üçüncü fıkrası uyarınca ayrıca dikkate alınacağı da unutulmamalıdır.

Randevu

Durumunuzu birlikte değerlendirelim.

Kısa bir form doldurmanız yeterli; en geç bir iş günü içinde size dönüş yapıyoruz.