DİİB Kapsamında Düzenlenen Vergi Bildirim ve Vade Belirleme Yazılarının Hukuki Niteliği ve Dava Konusu Edilebilirliği

DİİB Kapsamında Düzenlenen Vergi Bildirim ve Vade Belirleme Yazılarının Hukuki Niteliği ve Dava Konusu Edilebilirliği

Dahilde işleme rejimi kapsamında ithalat yapan firmalar, ihracat taahhüdü tamamlanıncaya kadar rejim hükümlerinin ihlal edildiği gibi çeşitli gerekçelerle gümrük idaresinden yazılar almaktadır. Teminat tamamlama, vergi bildirimi veya vade belirleme niteliğindeki bu yazıların dava konusu edilebilen birer idari işlem olup olmadığı, doğrudan dava açılıp açılamayacağı ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile 6183 ve 2577 sayılı Kanunlar kapsamındaki idari itiraz yollarının önceden işletilmesinin gerekip gerekmediği uygulamada sıkça tartışılan ve süre kaçırılması halinde hak kaybına yol açan bir konudur.

DİİB Sisteminde Tahakkuk ve Teminat Mekanizması

Dahilde işleme izin belgesi kapsamında eşya, ihracat taahhüdünün yerine getirilmesi şartına bağlı olarak ve teminat karşılığında vergi ödenmeksizin ithal edilebilmektedir. İthalat sırasında tahakkuk eden vergiler için verilen teminat, ihracatın gerçekleştirilmesi ve taahhüt hesabının kapatılması üzerine iade edilmekte, giriş sırasında yapılan tahakkuk işlemi geri alınmakta ve şartlı muafiyet sistemi sona ermektedir. Taahhüt hesabı kapatılmadan önce idarece düzenlenen teminat tamamlama, vergi bildirim ve vade belirleme yazıları ise bu sürecin içinde ortaya çıkmaktadır.

Yazıların Hukuki Niteliği ve Doğrudan Dava Açılması Gerekliliği

Taahhüt hesabı henüz kapatılmamış DİİB'ler kapsamında düzenlenen teminat tamamlama, vergi bildirim ve vade belirleme yazıları, yükümlüye ödeme veya teminat yükümlülüğü getirmekte ve hukuki durumunu doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle söz konusu yazılar, idari yargıda dava konusu edilebilen işlemlerdir. Bu yazılara karşı 6183 ve 2577 sayılı Kanunlar kapsamındaki idari itiraz prosedürünün işletilmesi gerekmemekte, dava doğrudan açılmaktadır (Danıştay 7. Daire, E. 2021/2853, K. 2022/5257, 21.12.2022). Aynı sonuç, Gümrük Kanunu'nun 242. maddesinde düzenlenen itiraz yolu bakımından da geçerlidir. Yükümlünün kendisine tebliğ edilen bu nitelikteki yazıya karşı 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca başvuruda bulunması halinde ise bu maddedeki sürelerin dava açma süresinin hesabında dikkate alınması gerekmektedir. Başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta, altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde istek reddedilmiş sayılmakta, başvurunun reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde ise dava açma süresi yeniden işlemeye başlamakta ve başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba katılmaktadır.

Gümrük idaresi tarafından düzenlenen, özellikle vergi bildirimi yazılarında, yükümlünün izleyeceği hukuki yol çoğu zaman belirtilmemektedir. Vade belirleme yazılarında ise vergi mahkemesi nezdinde otuz gün içinde dava açılması gerektiği belirtilmekte, ancak bu husus çoğu zaman yükümlüler tarafından yanlış değerlendirilerek 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi uyarınca bölge müdürlüğüne itiraz yoluna gidilmektedir.

İlgili yazılara karşı dava açılmaması, yükümlünün dava hakkını tümüyle ortadan kaldırmamaktadır; sonradan düzenlenecek ödeme emrine veya teminatın irat kaydedilmesi işlemine karşı ayrıca dava açılabilmektedir. Ancak bu durumda ileri sürülen iddialar, asıl işleme karşı süresinde dava açılmadığı için borcun bulunmadığına ilişkin iddia kapsamında değerlendirilmektedir. Bu nedenle yükümlü bakımından doğru yol, yazıların tebliğ işleminden itibaren dava açma süresi içinde doğrudan dava açılmasıdır.

Sonuç olarak; taahhüt hesabı kapatılmamış DİİB'ler kapsamında düzenlenen teminat tamamlama, vergi bildirim ve vade belirleme yazıları, idari itiraz prosedürü işletilmeksizin doğrudan dava konusu edilmelidir. Dahilde işleme rejimi kapsamında faaliyet gösteren firmaların, idareden gelen her yazıyı içerik özelinde değerlendirmesi ve dava açma süresini kaçırmaması gerekmektedir.

Randevu

Durumunuzu birlikte değerlendirelim.

Kısa bir form doldurmanız yeterli; en geç bir iş günü içinde size dönüş yapıyoruz.